Ağır vasıta araçlar; motoru, şasisi, kabini ve taşıyıcı üst yapıları insan ve yük taşımak amacıyla büyütülmüş, güçlendirilmiş ve sürekli yüksek yüke maruz kalacak şekilde tasarlanmış kara taşıtlarıdır. Kamyon, çekici, otobüs, römork ve çeşitli üst yapı uygulamaları bu sınıf içerisinde yer almakta olup, her biri teknik yapı, kullanım amacı ve onarım karakteri bakımından kendi içinde farklılık göstermektedir.
Bu çalışma kapsamında ağır vasıtalar, hasar tespit ve onarım metodolojisini doğrudan etkileyen teknik ve sektörel gerçeklikler esas alınarak üç ana grup altında ele alınmıştır.
Birinci grubu;
- Şasi taşıyıcılığı, motor–aktarma organları ve yük taşıma fonksiyonu ön planda olan kamyon ve çekiciler oluşturmaktadır.
İkinci grubu;
- Yolcu güvenliği, karoser yapısı ve iç donanım bütünlüğünün belirleyici olduğu otobüsler yer almaktadır.
Üçüncü grubu;
- Ana çekici veya kamyondan bağımsız olarak değerlendirilebilen, taşıyıcı şasi, dingil ve üst yapı karakteriyle öne çıkan römorklar ve çeşitli üst yapı uygulamaları bulunmaktadır.
Bu gruplandırma; teorik bir sınıflama değil, sahadaki onarım uygulamaları, uzmanlık alanları ve piyasa gerçekleri dikkate alınarak yapılmıştır. Zira bu araç gruplarının onarımını gerçekleştiren işletmeler, kullanılan ekipmanlar ve teknik müdahale yöntemleri birbirinden ayrışmaktadır. Dolayısıyla ağır vasıta hasar ekspertizi, tek tip bir bakış açısıyla değil, aracın ait olduğu grup çerçevesinde değerlendirilmek zorundadır.
Ağır vasıta araçlar; kabin, karoser veya üst yapı, şasi, fiziksel deformasyona maruz kalan mekanik sistemler ile elektrik ve elektronik donanımların birlikte ve entegre şekilde çalıştığı kompleks yapılardır. Bu yapılarda meydana gelen hasarların yalnızca görünen yüzey deformasyonları üzerinden değerlendirilmesi çoğu zaman yanıltıcı sonuçlar doğurur. Gerçek hasar boyutu; aracın yapısal bütünlüğü, yük taşıma kabiliyeti, sürüş güvenliği ve fonksiyonel devamlılığı üzerindeki etkileriyle birlikte ele alınmak zorundadır.
Ağır vasıta hasar dosyalarında ilk ekspertiz, sonraki tüm süreci belirleyen en kritik aşamadır. İlk bakışta sınırlı veya küçük gibi görünen bir hasar; şasi doğrultusunu bozmuş, taşıyıcı sistemleri etkilemiş ya da farklı sistemlerde zincirleme hasarlara yol açmış olabilir. Bununla birlikte, ağır vasıta hasarlarında kimi zaman ilk incelemede herhangi bir hasar izine rastlanmayan, ancak parça sökümü ilerledikçe ortaya çıkan ve uygulamada “gizli hasar” olarak adlandırılan detaylarla karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle ağır vasıta ekspertizi, yalnızca görünen hasarın tespiti değil; hasarın kaynağının, yönünün ve söküm sürecinde açığa çıkabilecek detayların öngörülmesini de içeren bir değerlendirme süreci olarak ele alınmalıdır.
Orta düzey kabul edilebilecek hasar tespitlerinde, uygulamada en sık karşılaşılan ifadelerden biri “aracı sökünce ilave parça çıkabilir” söylemidir. Bu ifade, piyasanın alışık olduğu ve çoğu zaman peşinen kabul gören bir yaklaşım hâline gelmiştir. Ancak hasar tespitinin teknik ve mesleki sorumluluğu dikkate alındığında, bu yaklaşımın her durumda doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira gerek onarımcılar gerekse sahada görev yapan Sigorta Eksperleri, çoğu zaman yüzeyde görülen bir dış parçanın arkasında, kabinin altında ya da hasarın yönü ve şiddeti üzerinden hangi içsel parçaların etkilenmiş olabileceğini mesleki tecrübelerine istinaden teknik olarak öngörebilmelidirler.
Bu noktada esas olan, hasar tespitinin rastlantıya bırakılmaması ve “sökülürse bakarız” anlayışıyla yürütülmemesidir. En sağlıklı yöntem, hasarın yönü, darbe noktası ve enerji dağılımı dikkate alınarak, gerekli görülen durumlarda kısmi ön söküm yaptırılmasıdır. Bu sayede, hasar tespiti sırasında Eksper; hangi parçaların etkilenmiş olabileceğini tahmine dayalı değil, doğrudan gözleme ve teknik veriye dayalı olarak belirleyebilir. Sigorta Eksperin kendisine teknik bir yön çizmesi ve parçaları sistematik biçimde değerlendirmesi, hem onarım sürecini hem de maliyet yönetimini daha sağlıklı hâle getirir.
Bu yaklaşımın dışında kalan ve ayrıca ele alınması gereken bir alan ise motor hasarlarıdır. “Motor kitledi”, “motor dönmüyor”, “komple motor gerekir” gibi talepler, özellikle ağır vasıta dosyalarında sıkça gündeme gelmekte ve çoğu zaman yeterli teknik inceleme yapılmadan ileri sürülebilmektedir. Bu tür durumlar, yüzeysel değerlendirmelerle değil, detaylı teknik inceleme ve ölçüm sonuçlarıyla ele alınmalıdır. Bu platformda, motor hasarlarında karşılaşılan aşırı ve temelsiz talepler ilerleyen bölümlerde ayrıca ve kapsamlı şekilde ele alınacaktır.
Bu noktada Sigorta Eksperinin görevi, ağır vasıta ekspertiz sürecinde kelimenin tam anlamıyla daha ‘ağır’ bir sorumluluk taşımaktadır. Dolayısıyla, değerlendirme yalnızca ‘hasar var mı?’ sorusu üzerine değil; hasarın aracın yapısal ve fonksiyonel bütünlüğünü hangi ölçüde bozduğunu doğru şekilde ortaya koymak üzerine kurulmalıdır.
İnceleme süreci; doğrudan hasarlı bölgeye odaklanmak yerine, aracın hasarsız kabul edilen bölümlerinden başlanarak referans noktaları üzerinden hasarlı alanlara doğru ilerleyecek şekilde planlanmalıdır. Bu yaklaşım, özellikle şasi, taşıyıcı ve mekanik sistemlerde meydana gelen gizli deformasyonların doğru tespit edilmesini sağlar ve yanlış onarım kararlarının önüne geçer.
Dolayısıyla hasar tespit ve onarım kriterleri otomobil mantığıyla değil, ağır vasıtaya özgü teknik gerçeklikler üzerinden ele alınmalıdır.
Ekspertiz sürecinin ayrılmaz bir parçası olan fotoğraflandırma; yalnızca görsel kayıt değil, teknik değerlendirme, onarım yönlendirmesi ve hukuki süreçler açısından temel dayanak niteliğindedir. Fotoğraflar, hasarın boyutunu, yönünü ve etkilediği sistemleri açık biçimde ortaya koyacak şekilde, sistematik ve tutarlı bir anlayışla alınmalıdır. Özellikle mekanik hasarlarda video kaydı da büyük önem taşımakta olup, nihai raporun hazırlanmasında destek alacağımız önemli detay sağlayıcı olacaktır.
Eksik veya hatalı fotoğraflandırma;
dosyanın sonuçlandırmasında gecikmelere,
Yanlış onarım kararlarına,
Denetim süreçlerine
zemin hazırlar.
Sigorta Eksperinin ağır vasıta hasar dosyalarındaki görevi, onarım uygulamasını yapmak değil; meydana gelen hasarın kapsamını ve niteliğini teknik olarak ortaya koymaktır. Sigorta Eksperi, aracın hangi bölümlerinin hasar gördüğünü, bu hasarın ne düzeyde olduğunu ve değerlendirmeye esas teşkil edecek tespitleri kayıt altına alır. Onarım sürecinin nasıl yürütüleceği, hangi yöntemlerin uygulanacağı ve fiilî müdahale, doğrudan onarım yerlerinin sorumluluğundadır.
Bununla birlikte ağır vasıta onarım faaliyetleri, binek araçlara kıyasla Türkiye genelinde sınırlı sayıda ve belirli lokasyonlarda yoğunlaşmış durumdadır. Gerek ağır vasıta yetkili servisler gerekse özel ağır vasıta onarım merkezleri; şasi düzeltme, kabin ve karoser onarımı, üst yapı revizyonları gibi yüksek uzmanlık gerektiren işlemleri, belli başlı tesislerde ve kalifiye ustalar eliyle gerçekleştirmektedir. Bu durum, ağır vasıta onarımının standart dışı değil; aksine belirli teknik kabiliyet ve ekipman gerektiren bir alan olduğunu göstermektedir.
Düzenli olarak ağır vasıta ekspertiz faaliyeti yürüten Sigorta Eksperi, sahadaki bu onarım gerçekliğini bilmek ve dikkate almak zorundadır. Hangi tür hasarların hangi lokasyonlarda onarılabildiği, hangi müdahalelerin güvenli kabul edildiği ve hangi noktaların onarım sınırlarını aştığı bilgisi; teorik değil, fiili uygulamalar üzerinden şekillenir. Bu nedenle ağır vasıta hasar tespit metodolojisi, yalnızca hasarın varlığını değil; ülke genelindeki onarım kabiliyetleri, teknik imkânlar ve uygulama pratikleriyle uyumlu bir değerlendirme anlayışını esas almalıdır.
Ağır vasıta onarım uygulamalarında esas alınan bir başka yaklaşım ise, güvenli onarım ilkesidir. Bu ilke, onarımın araç üreticisinin teknik kriterlerine uygun şekilde ve mümkün olan durumlarda orijinal parça kullanımı esas alınarak gerçekleştirilmesini gerektirir. Taşıyıcı sistemler, şasi bağlantıları, kabin yapıları ve güvenliği doğrudan etkileyen bileşenlerde yapılacak müdahalelerde, parça kalitesi ve teknik uyum belirleyici nitelik taşımaktadır.
Sigorta Eksperi, onarımın fiilen uygulanmasından sorumlu olmamakla birlikte, yapılan hasar tespitinde bu güvenli onarım yaklaşımını gözeterek değerlendirme yapmak durumundadır. Kullanılacak parçaların niteliği, onarımın sınırları ve müdahalenin araç üzerindeki etkileri; tespit aşamasında dikkate alınması gereken unsurlar arasındadır. Bu çerçevede yapılan değerlendirme, hem teknik uygunluk hem de güvenli kullanım açısından temel dayanak oluşturur.
Bu nedenle ağır vasıta hasar tespit süreci, yalnızca mevcut hasarın belirlenmesiyle sınırlı kalmamakta; güvenli onarım anlayışı çerçevesinde, orijinal parça odaklı bir yaklaşımın mümkün olup olmadığının da değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu yaklaşım, ağır vasıta ekspertizinin sahadaki uygulamalarla uyumlu ve teknik açıdan tutarlı şekilde yürütülmesini sağlar.
Ağır Vasıtalarda Pert: Genelge Çerçevesinde Teknik Yaklaşım;
Ağır vasıta araçlarda pert değerlendirmesi çoğu zaman yanma hasarı üzerinden gündeme gelmekle birlikte, karar yalnızca bu tür olaylarla sınırlı değildir. Yanma, ağır hasarın en belirgin örneklerinden biri olmakla birlikte; yüksek enerjili çarpışmalar, devrilmeler, şasiye etki eden yapısal deformasyonlar ve taşıyıcı sistemleri etkileyen dış etki kaynaklı hasarlar da pert değerlendirmesinin konusu olabilmektedir. Bu yaklaşım, yürürlükte bulunan mevzuat ve ilgili genelgelerde de vurgulandığı üzere, hasarın türünden ziyade araç üzerindeki teknik etkilerin esas alınmasını gerektirmektedir. Şöyle ki;
Pert değerlendirmesinde ağır vasıtalara yaklaşım, binek araçlardan farklı bir zeminde ele alınmalıdır. Bunun temel nedeni, ağır vasıta araçlarda parça değişimi, onarım ve revizyon imkânlarının çok daha geniş bir alana yayılmış olmasıdır. Bu nedenle her ağır görünen hasar, otomatik olarak pert kapsamında değerlendirilmemelidir. Ağır vasıtada esas alınması gereken yaklaşım; hasarın görünümünden ziyade, söz konusu hasara rağmen onarımın teknik olarak mümkün olup olmadığı, yapılan müdahalenin güvenli kullanım şartlarını sağlayıp sağlamadığı ve ortaya çıkacak maliyetin ekonomik açıdan makul olup olmadığı sorularına verilen cevaplar üzerinden şekillenmelidir. Aksi durumda araç, teknik olarak onarılabilir olmasına rağmen pert kabul edilebilmektedir.
Özellikle kamyon ve çekici grubu araçlarda, kısmi yanma olaylarının pert sonucunu doğurabilmesi için hasarın taşıyıcı sistemlere, başta şasi olmak üzere, yapısal unsurlara kadar sirayet etmiş olması gerekir. Ancak aynı değerlendirme mantığı, yanma dışı ağır hasarlar için de geçerlidir. Yaşam Kabin şeklini tamamen kaybetmiş olması, Şasi doğrultusunu bozan, bağlantı noktalarını etkileyen veya güvenli onarımı teknik olarak mümkün kılmayan hasarlar; yangın olmasa dahi, genelgede tanımlanan kriterler çerçevesinde pert kapsamında ele alınabilmektedir. Buna karşılık, taşıyıcı sistemlere ulaşmamış ve güvenli onarım imkânı bulunan hasarlarda, salt hasarın görünümü üzerinden pert kabulü doğru değildir.
Kamyon ve çekici grubu araçların genel yapısı, büyük ölçüde sökülebilir ve değiştirilebilir parçalardan oluşmaktadır. Kabin, motor, aktarma organları, elektrik tesisatı ve birçok yardımcı sistem, uygun teknik yöntemlerle sökülüp yenileriyle değiştirilebilmektedir. Bu durum, hem yanma hem de yanma dışı hasarlarda teorik olarak aracın fabrika ayarlarına döndürülebilmesini mümkün kılar. Ancak bu teknik imkân, mevzuat ve genelge hükümleri doğrultusunda her durumda onarım yapılacağı anlamına gelmez.
Otobüsler, yapısal özellikleri ve kullanım amacı itibarıyla ağır vasıta grubu içinde ayrı bir değerlendirme yaklaşımı gerektirir. Bu araçlarda temel öncelik, taşıma fonksiyonundan ziyade doğrudan yolcu can güvenliğidir. Bu nedenle otobüs hasarlarında pert değerlendirmesi, kamyon ve çekici grubuna kıyasla daha dar toleranslarla ele alınmalıdır.
Özellikle yanma hasarlarında, otobüslerde karoser yapısının üçte ikisinden (3/2) fazlasına sirayet eden bir yanma söz konusu ise, güvenli onarım sınırlarının aşıldığı kabul edilmelidir. Bunun temel nedeni, otobüslerin büyük çoğunluğunda şasi ile karoserin ayrık değil, monoblok (tek parça) yapı şeklinde tasarlanmış olmasıdır. Bu yapıda meydana gelen yaygın ısıl hasarlar; taşıyıcı bütünlüğü, mukavemet değerlerini ve yolcu güvenliğini doğrudan etkilediğinden, bu tür durumlarda pert değerlendirmesi teknik açıdan kaçınılmaz hale gelmektedir.
Buna karşılık otobüslerde yanma dışı yapısal hasarlarda değerlendirme daha farklı bir çerçevede yapılmalıdır. Hasarın yalnızca tek bir yan karoser veya ön ya da arka yapı bölümünde sınırlı kalması, taşıyıcı iskeletin genel geometrisini bozmaması ve aracın karoser bütünlüğünde kalıcı bir deformasyona yol açmaması halinde; teknik olarak onarım mümkün gözükebilir. Bu tür durumlarda onarım kararının verilmesinde, karoserin genel yapısının korunmuş olması ve onarımın ekonomik açıdan da makul sınırlar içinde kalması belirleyici olmaktadır.
Dolayısıyla otobüslerde pert değerlendirmesi; hasarın varlığından ziyade, hasarın karoser bütünlüğü ve yolcu güvenliği üzerindeki etkisi esas alınarak yapılmalıdır. Yanma hasarlarında eşik daha düşük tutulurken, sınırlı ve kontrol edilebilir yapısal hasarlarda, genel yapı bozulmamış ve ekonomik denge sağlanmışsa onarım seçeneği teknik olarak gündeme gelebilmektedir.
Bu noktada ağır vasıtada pert kararını belirleyen esas unsurlar; hasarın kabin, karoser, şasi ve taşıyıcı sistemlere etkisi, güvenli onarımın mümkün olup olmadığı, gerekli parça ve işçilik maliyetleri ile orijinal parça bulunabilirliği gibi faktörlerdir. Dolayısıyla ağır vasıtada “pert” kararı; hasarın kaynağına göre değil, yürürlükteki mevzuat ve ilgili genelgeler kapsamında, onarımın teknik, güvenli ve ekonomik olarak anlamlı olup olmadığına göre şekillenmektedir. Bu yaklaşım, ağır vasıta ekspertizinde pertin neye göre ve hangi koşullarda ortaya çıktığını açıklayan temel çerçeveyi oluşturmaktadır.
Bu çalışma kapsamında ağır vasıta hasar ekspertizi ve onarım kriterleri; pert kavramı merkezli bir yaklaşımdan ziyade, onarılabilirlik sınırları, güvenli onarım ilkeleri, teknik–ekonomik denge ve yürürlükteki mevzuat kurallarına göre esas alınarak ele alınacaktır. İnceleme, uygulamada en yaygın ve referans niteliği taşıyan araç grubu olması nedeniyle ilk olarak kamyon ve çekiciler üzerinden başlatılacak, ardından diğer ağır vasıta gruplarına aynı metodolojik çerçeveyle genişletilecektir.
1 yorum
Sayın Başkanım tebrikler, Eksperlerimiz uzman oldukları konu hakkında, bu tür bilgilendirme makaleleri yazmalı, örnek olmasını diliyorum. En kısa zamanda Mühendislik iş makineleri konusunda yazacağım.